Yaşlandıkça Oyunlardan Eski Tadı Alamamak

    Açıkça söylemek gerekirse çocukluğumu hatırlamaya çalıştığım zamanlarda bile aklıma ilk video oyunları geliyor. O zamanlar karşılaştığımız şeyler 90'ların dünyasında oldukça ilginç geliyordu sanırım bize. Ne bileyim joystick ile karakterleri yönetmek bile bambaşka bir olguydu mesela beni izleyen babam için . Ben ise kanıksamıştım bu durumu . Bambaşka bir dünyanın kapısı açılıyordu o oyunlara daldığım zaman . 
    Yaşım büyüdükçe ilgimi çeken oyunların tarzı da değişmişti. Daha önceleri basit diye nitelendirebileceğim platform oyunları dikkatimi çekerken,artık oyunlarda bir hikaye , bir yaratıcılık örneği bekler olmuştum. Evimize ilk bilgisayar geldiğinde yaşadığım sevinci anlatamam. İnternet kafeye gitmek zorunda kalmadan oyun oynayabilmek müthiş birşeydi. İlk başta o dönemin klasikleri denilebilecek oyunlara dalmıştım . Gta III'ü ilk gördüğümde yaşadığım hisleri anlatamam bile . İstediğin arabayı sürebilmek;şehirde özgürce dolaşmak,bazen hiçbir şey yapmadan öylece geçen yayaları izlemek, alternatif bir evren oluşturmuştu kafamda . Artık gün içerisinde yaşadığım ergence sıkıntıları oyun içerisinde hızlıca araba sürüp,silahlarla katliam yapıp aştığımı sanıyordum . Ya da Cm 01/02 . Kafamda takımlar oluşturup, kupalar kazanmaya çalışmak , oyuncuların bütün detaylarını inceleyip , tek tek saçma taktikler oluşturmak o kadar garipti ki. Sadece tekniği 20 olan oyunculardan oluşan bir takım oluşturmuştum mesela . İnanmazsınız ama gerçekten iyiydi o takım ya da ben öyle hatırlıyor olabilirim :)
    
    Sonrasında Prince Of Persia dönemi vardı . Oyunun başındaki sinematikler olsun , dövüş sistemi olsun , arkadan gelen gaz verici müzikleri olsun bambaşka bir oyundu o . Dahaka denen illet kovaladığı zaman o yaşımda kalp krizi riski atlatıyordum resmen :) Oyunun bugları yüzünden 2 ay aynı yerde sıkışıp kalmıştım . Sonrasında eski kayıt dosyasına dönmek aklıma gelmişti de o bölümü geçebilmiştim . 

    Bu dönemden sonra kendimi mmorpg denen belaya kaptırdım sanırım . Knight Online ile başlayan bu durum Silk Road Online ile devam etti. Knight Online anıları oldukça keyifliydi aslında . Aynı anda binlerce oyuncu ile aynı anda oynamak . karakterini sürekli olarak güçlendirmek , değişik yetenekler ve bunların havasını atabilmek , parlayan silahlar , item düşürmek için saatlerce uğraşmak tamamen bambaşka bir olguydu . Uzun süre oynadım bu oyunu . Annemle babam kavga ettiğinde, ben kendimi oyuna kaptırıp başka bir dünyaya geçiyor bağırış çağırışı duymamaya çalışıyordum . Orada edilen muhabbet ve ortam her şeyi unutmamı sağlıyordu . Günler böyle gelip geçti ve herkesin başına gelen şey bana da oldu ve hesabım çalındı . Sonrasında soğudum ve Silk Road'a geçtim . Bir müddet oynadıktan sonra ondan da vazgeçtim. 

    Bir süre alakasız oyunlarda takıldım denilebilir. The Sims ilgimi çekmişti mesela . Oyunda kendimi yapıp sonrasında oyun içerisinde karakterime oyun oynatıyor bundan keyif alıyordum :) Acaba oyun içerisindeki karakterim de sims oynayıp kendi karakterine oyun oynatıyor muydu ? Simsception durumu olabilir aslında bunu bir düşüneyim ben :) Biraz da böyle takıldıktan sonra sanırsam ömrümün en uzun süre boyunca oynadığım oyunun adını ilk kez duydum arkadaşlardan . DOTAAAAAAA. 

    Dota , bambaşkaydı gerçekten . Birinin nasıl dota oynadığını söyle sana karakterini söyleyeyim diye bir söz vardı aramızda mesela . Gerçekten öyle bir oyundu bu . 4'erli ya da 5'erli takımlarla kendi aramızda maç yapıyor, stratejiler oluşturuyor ve beynimizi son raddesine kadar zorluyorduk . Yok o item buna kasılmaz, yok o skill şimdi mi verilir , yok ultiyi doğru atmadın , yok senin gibi supportu ben ne yapayım derken aylarımı,yıllarımı da bu oyuna gömdüm ve liseyi dota ile bitirdim . Öss dönemi oyun oynamak mümkün olmadığı için sıkılıyor,sabrediyordum . İyi bir puanla üniversiteyi kazandım ve korkunç bir gerçekle karşılaştım . Üniversitede bir bilgisayarım olmayacaktı. 

    O zamanlar laptop denilen şey vardı , böyle oyun falan oynanan güzel birşeydi evet . Ama para yoktu :) ailemi bilgisayara ikna etmek kolay olmayacaktı ki edemedim de 3 sene. Yıllar böyle keyifsizce geçti. Sonrasında zor bela bir laptop aldırdım ve geride kalan yılların acısını çıkarmaya çalıştım . Dota 2'den bahsediyorum tabiki . Dota 2 daha taze , daha yeni birşeydi . Ben de kendimi bu uçurumdan aşağı attım ve akışına bıraktım . Dersler,stajlar,ödevler vardı ama gün içerisinde tek aklıma gelen hangi hero ile ne yapsamdı . Bilgisayar yanımda olmadığında profesyonellerin oynadığı maçları izliyor taktikler kapmaya çalışıyordum . Bütün interneti araştırıp , kendimi nasıl daha iyi bir support haline getirebilirim onu düşünüyordum . Yıllarca oynadım Dota'yı . İzledim, öğrendim, sevindim , sinirlendim , sindirdim hazmettim ve üniversite bitince ben de Dota'yı kafamda bitirdim . Niye olduğunu anlamadım gerçekten. Evde bomboş duruyor atanmayı bekliyordum . Bilgisayar bana ben bilgisayara bakıyordum fakat Dota oynayasım gelmiyordu. 
   
 İşe başladığımda da durum değişmedi . Bambaşka oyunlar denedim , daha iyi bilgisayarla , daha iyi grafiklerle oyunları oynamaya gerçekten çalıştım fakat olmadı . Büyü kaybolmuştu sanki . Eski tat yoktu. Bunun sebebini gerçekten anlayabildiğimi söyleyemem . Gerçekten büyüdüm sanırım. Ya da hayatın sorumlulukları üstüme binince o hayal dünyasına kaçamaz hale gelmiştim . Bilmiyorum bu durumun sebebini . Ama üzülüyorum sanırım bu duruma . Artık oyun oynarken sabahlamak mümkün değil benim için. Saatlerce bir bölümün üstüne kafa yoramam . İnternette taktikler araştırıp kendimi geliştirmeye ayıracak vaktim de yok sanırım . 

    O zamanları özledim bunu söyleyebilirim . Bütün bunları yazmamın sebebine gelince ...

    Bilmiyorum paylaşmak istedim sanırım bu hislerimi. Artık bakmakla sorumlu olduğum bir ailem var. Artık onların hayalleri daha öncelikli sanırım benim için. Bu uğurda ise kendi hayallerimden vazgeçtim ve bu yüzden yaşlandıkça oyunlar eski tadı vermiyor galiba ...



















Comments